giftcardmall/mygift dini chat taraftarium24 taraftarium24

Tarihin Tozlu Sayfalarında Bir Kırılma Noktası: 28 Şubat Süreci

Gündem (GÖZDE) - Gözde Tv | 28.02.2026 - 11:43, Güncelleme: 28.02.2026 - 11:43
 

Tarihin Tozlu Sayfalarında Bir Kırılma Noktası: 28 Şubat Süreci

Karanlık bir dönemin yıl dönümünde Türkiye, demokratik kazanımlarına sahip çıkıyor. 28 Şubat’ın izleri silinirken, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesi etrafında kenetlenen ülke, artık hiçbir gayri meşru müdahaleye geçit vermeyen sarsılmaz bir kale haline geldi.
Türkiye siyasi tarihine "postmodern darbe" olarak kazınan 28 Şubat sürecinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, bıraktığı demokratik ve toplumsal izler tazeliğini koruyor. 1997 yılında Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısıyla başlayan ve dönemin hükümetini istifaya zorlayan süreç, bugün hala sivil-asker ilişkileri ve laiklik ekseninde tartışılmaya devam ediyor. 9 Dokuz Saatlik Kritik Toplantı 28 Şubat 1997'de Çankaya Köşkü’nde gerçekleşen ve yaklaşık 9 saat süren MGK toplantısı, Türk demokrasi tarihinin en uzun ve en gerilimli görüşmelerinden biri olarak kayıtlara geçti. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başkanlığında toplanan kurulda, asker kanadı "irtica ile mücadele" adı altında 18 maddelik bir bildiri sundu. Bu bildiri, Başbakan Necmettin Erbakan liderliğindeki 54. Hükümet (Refah-Yol) için sonun başlangıcı oldu. Toplumsal ve Siyasi Dönüşümün Pençesinde Süreç sadece bir hükümet değişimiyle sınırlı kalmadı; eğitimden ekonomiye, yargıdan medya sektörüne kadar geniş bir alanda tasfiyeler ve kısıtlamalar yaşandı. Alınan kararlar neticesinde: 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim: İmam Hatip okullarının orta kısımlarının kapanmasına yol açan sistem hayata geçirildi. Kılık-Kıyafet Yasakları: Üniversitelerde ve kamu kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı, binlerce öğrencinin eğitim hayatını yarıda bırakmasına neden oldu. Batı Çalışma Grubu (BÇG): Kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin fişlendiği iddialarıyla gündeme gelen bu yapı, dönemin en çok tartışılan unsurlarından biri oldu. "Bin Yıl Sürecek" Denilmişti Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir tarafından "Bin yıl sürecek" şeklinde nitelendirilen bu süreç, Refah Partisi’nin kapatılması ve Necmettin Erbakan’a siyaset yasağı getirilmesiyle sonuçlandı. Ancak tarihçiler, bu müdahalenin Türkiye’nin siyasi yelpazesinde beklenenin aksine yeni bir muhafazakar demokrat dalganın doğuşuna zemin hazırladığına dikkat çekiyor. Demokrasinin Hassas Sınavı Günümüzde akademisyenler, 28 Şubat’ı "demokrasinin vesayetle imtihanı" olarak yorumluyor. Sivil siyasetin askeri bürokrasi eliyle şekillendirilmeye çalışıldığı bu dönem, Türkiye’nin demokratikleşme serüveninde aşılması gereken zorlu bir viraj olarak anılmaya devam ediyor. Her yıl dönümünde olduğu gibi, bugün de siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları "Bir daha asla" diyerek milli iradenin üstünlüğüne vurgu yapıyor. Demokrasi ve Milli İrade Notu "Türkiye, tarih boyunca yaşadığı tüm müdahale ve vesayet girişimlerine karşı artık sarsılmaz bir demokratik bilince sahiptir. 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a kadar uzanan süreçte Türk milleti, kendi iradesinin üzerinde hiçbir güç tanımadığını ve demokratik kazanımlarından asla ödün vermeyeceğini tüm dünyaya kanıtlamıştır. Bugün Türkiye, darbe ve darbe girişimlerinin her türlüsüne amasız ve fakatsız karşı duran, hukuk devletini ve milli egemenliği her şeyin üzerinde tutan bir ülkedir. Bir daha hiçbir 'postmodern' veya doğrudan müdahalenin bu toprakların huzurunu ve siyasi istikrarını bozmasına izin verilmeyecektir. Milli iradeye sahip çıkmak, sadece geçmişe bir saygı değil, geleceğimize olan en büyük sorumluluğumuzdur." 
Karanlık bir dönemin yıl dönümünde Türkiye, demokratik kazanımlarına sahip çıkıyor. 28 Şubat’ın izleri silinirken, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesi etrafında kenetlenen ülke, artık hiçbir gayri meşru müdahaleye geçit vermeyen sarsılmaz bir kale haline geldi.

Türkiye siyasi tarihine "postmodern darbe" olarak kazınan 28 Şubat sürecinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, bıraktığı demokratik ve toplumsal izler tazeliğini koruyor. 1997 yılında Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısıyla başlayan ve dönemin hükümetini istifaya zorlayan süreç, bugün hala sivil-asker ilişkileri ve laiklik ekseninde tartışılmaya devam ediyor.

9 Dokuz Saatlik Kritik Toplantı

28 Şubat 1997'de Çankaya Köşkü’nde gerçekleşen ve yaklaşık 9 saat süren MGK toplantısı, Türk demokrasi tarihinin en uzun ve en gerilimli görüşmelerinden biri olarak kayıtlara geçti. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başkanlığında toplanan kurulda, asker kanadı "irtica ile mücadele" adı altında 18 maddelik bir bildiri sundu. Bu bildiri, Başbakan Necmettin Erbakan liderliğindeki 54. Hükümet (Refah-Yol) için sonun başlangıcı oldu.

Toplumsal ve Siyasi Dönüşümün Pençesinde

Süreç sadece bir hükümet değişimiyle sınırlı kalmadı; eğitimden ekonomiye, yargıdan medya sektörüne kadar geniş bir alanda tasfiyeler ve kısıtlamalar yaşandı. Alınan kararlar neticesinde:

8 Yıllık Kesintisiz Eğitim: İmam Hatip okullarının orta kısımlarının kapanmasına yol açan sistem hayata geçirildi.

Kılık-Kıyafet Yasakları: Üniversitelerde ve kamu kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağı, binlerce öğrencinin eğitim hayatını yarıda bırakmasına neden oldu.

Batı Çalışma Grubu (BÇG): Kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin fişlendiği iddialarıyla gündeme gelen bu yapı, dönemin en çok tartışılan unsurlarından biri oldu.

"Bin Yıl Sürecek" Denilmişti

Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir tarafından "Bin yıl sürecek" şeklinde nitelendirilen bu süreç, Refah Partisi’nin kapatılması ve Necmettin Erbakan’a siyaset yasağı getirilmesiyle sonuçlandı. Ancak tarihçiler, bu müdahalenin Türkiye’nin siyasi yelpazesinde beklenenin aksine yeni bir muhafazakar demokrat dalganın doğuşuna zemin hazırladığına dikkat çekiyor.

Demokrasinin Hassas Sınavı

Günümüzde akademisyenler, 28 Şubat’ı "demokrasinin vesayetle imtihanı" olarak yorumluyor. Sivil siyasetin askeri bürokrasi eliyle şekillendirilmeye çalışıldığı bu dönem, Türkiye’nin demokratikleşme serüveninde aşılması gereken zorlu bir viraj olarak anılmaya devam ediyor. Her yıl dönümünde olduğu gibi, bugün de siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları "Bir daha asla" diyerek milli iradenin üstünlüğüne vurgu yapıyor.

Demokrasi ve Milli İrade Notu

"Türkiye, tarih boyunca yaşadığı tüm müdahale ve vesayet girişimlerine karşı artık sarsılmaz bir demokratik bilince sahiptir. 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a kadar uzanan süreçte Türk milleti, kendi iradesinin üzerinde hiçbir güç tanımadığını ve demokratik kazanımlarından asla ödün vermeyeceğini tüm dünyaya kanıtlamıştır.

Bugün Türkiye, darbe ve darbe girişimlerinin her türlüsüne amasız ve fakatsız karşı duran, hukuk devletini ve milli egemenliği her şeyin üzerinde tutan bir ülkedir. Bir daha hiçbir 'postmodern' veya doğrudan müdahalenin bu toprakların huzurunu ve siyasi istikrarını bozmasına izin verilmeyecektir. Milli iradeye sahip çıkmak, sadece geçmişe bir saygı değil, geleceğimize olan en büyük sorumluluğumuzdur." 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gozdetv.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
Penis Büyütme Ameliyatı Meme Büyütme Ankara Burun Estetiği Ankara Lazer Epilasyon Ankara Lazer Epilasyon Ankara Dövme Sildirme Ankara Lazer Epilasyon Çayyolu Lazer Epilasyon Konya Cilt Bakımı Konya Kıl Dönmesi Tedavisi Ankara Hemoroid Tedavisi Ankara Meme Ultrasonu Ankara Radyolog Ankara Selülit Tedavisi Konya Göz Kapağı Estetiği Ankara