giftcardmall/mygift dini chat
Hamit YAŞAR
Köşe Yazarı
Hamit YAŞAR
 

Altı Şubat'ın Yürek Sesi: Hâlâ Yanan Bir Memleket Hikâyesi

Altı Şubat'ın Yürek Sesi: Hâlâ Yanan Bir Memleket Hikâyesi   O Gece Koptu Zaman   Daha dün gibi... Saat 04.17. Bir milletin uykusu, bir memleketin huzuru, binlerce evin ışığı, bir anda söndü. Altı Şubat 2023, takvim yaprağında sıradan bir Pazartesi olarak başlamak üzereydi. Ama öyle olmadı. Önce bir sarsıntı, sonra bir çığlık, ardından derin, buz gibi bir sessizlik... Ve sonra, hayatımızın ortasına düşen bir çatlama: "Asrın Felaketi".   Üç yıl oldu. Üç uzun, ağır, zorlu yıl. Ama şu an bu satırları okurken içinizde hissediyor musunuz o titremeyi? İşte o, hâlâ geçmedi. Çünkü bu, sadece toprağın değil, yüreklerin de depremiydi. Ve en ağır enkaz, hâlâ gönüllerimizin üzerinde.   ---   Tuğlalar Yükselirken, Yüreklerdeki İnşaat Bitmiyor   Enkazlar kaldırıldı, evet. Yeni binalar yükseliyor, sokaklar düzenleniyor. Devletimiz, o korkunç gecenin sabahından beri, teri ve emeğiyle, binlerce konut sözü verdi ve verdiği sözleri yerine getirmek için gece gündüz çalışıyor. Beton dökülüyor, çatılar kapanıyor. Maddi olarak görülen o yaralar sarılıyor, gözle görülür bir diriliş mücadelesi var. Bu, hepimizin gurur duyduğu, minnetle andığı bir gerçek.   Ama... Peki ya görünmeyenler?   O yeni tuğlanın altında, bir çocuğun oyuncağı gömülü değil mi? O düzelen sokakta, bir annenin, "Evladım burada koşardı" diye iç geçirdiği anlar yok mu? Yeni bir kapı numarasının ardında, eski bir aile fotoğrafına bakıp hıçkıran kaç yürek var? İnşa edilen her şey fiziksel. Oysa yıkılan, ruhlardı. Ve ruhların inşaatı, çok daha yavaş, çok daha sessiz, çok daha acılı ilerliyor.   ---   Sessiz Kahramanlarımız   Bu felakette ölenler şehit oldu. Peki ya kalanlar? Onlar, her sabah yeni bir savaşa uyanan, görünmez gazilerimiz. Onların her biri, yazılmamış bir destan.   Bir çocuk, artık kimseye "Baba" diyemeyecek. Bir bebek, süt kokusunu özleyerek yaşıyor. Onların acısı, takvimle değil, kaybettikleriyle ölçülüyor. Her doğum günü, her bayram, her mevsim değişimi, taze bir sancı. Onlar için zaman durdu. Psikolojik destek sadece bir terim değil, hayata tutunmak için bir can simidi onlar için.   Bir genç kız, "Parmak uçlarımdan öptüğüm toprak, kolumu da aldı götürdü" diyor. Bir adam, protez bacağına her taktığında, o korkunç enkazın karanlığını hissediyor. Onlar sadece uzuvlarını kaybetmedi. Canlarını, ciğerlerini, sevdiklerini Hayallerini, mesleklerini, belki de en kötüsü, "normalliği" kaybettiler. Onların için, şehir merdivensiz değil, "umut" merdivensiz. Sosyal hayata katılmak, sadece bir istek değil, bir varoluş mücadelesi.   Köşedeki bakkal Ahmet Amca, müşterisi kalmadı diye değil, komşularına bir "merhaba" noktası olsun diye açıyor dükkanını. Terzi Ayşe Teyze, yıkılan mahallenin dikilmiş hikayelerini saklıyor dükkanında. Onlar esnaf değil artık, bir memleketin hayatta kalan nabzı. Krediler, destekler yetişebilir ama, o kaybolan "canlılığı", o cıvıl cıvıl pazar yerinin sesini getirebilir mi?   ---   Unutma Demiyoruz; Yanındayız Diyoruz   Bu yazıyı yazarken kelimeler kifayetsiz kalıyor. Çünkü bu, bir "haber" değil. Bu, bir yakarış. Bir dost eli uzatma çabası. Şu cümleyi herkese, özellikle de deprem bölgesindeki kardeşlerimize haykırmak istiyoruz: "Sizi unutmadık. Sizin acınızı, sizin mücadelenizi, sizin sessiz çığlığınızı DUYUYORUZ."   Unutulmayacak. Evlat kokusu unutulur mu? Çocukluk evinin hikayesi silinir mi? Hayır. Ama unutulmamak, yalnız olmamaktır. Devletin kurumları, sivil toplum, ve hepsinden önemlisi, bu milletin her bir ferdi olarak, tek bir mesajımız var: "Yalnız değilsiniz."   ---   Yeniden Doğuş, Sabırla ve Birlikte   Evet, acı dinmeyecek. Belki de hiç dinmeyecek. Ama bu toprağın mayasında, acıyla yoğrulup yeniden doğmak var. Hatay'da, Kahramanmaraş'ta, Adıyaman'da bir çocuk gülüyorsa, bu, umudun tükenmediğinin ispatıdır.   Her bir depremzedemiz, bizim için bir kahramandır. Onların direnişi, bu ülkenin asıl gücüdür. Biz, onların yanında durmaya, onları dinlemeye, onlarla birlikte "yeniden" demeye devam etmeliyiz.   Çünkü bu hikâye, sadece bir yıkımın hikâyesi değil. Yeniden ayağa kalkışın, sessizce direnişin ve asla pes etmeyişin destanıdır.   Bu satırlar, evi yıkılan, ailesinden ve arkadaşlarından çok sayıda kayıpları olan bir depremzede olan sadece benim için değil! hepinizin adına yazıldı. Sizin sesiniz olsun istedim. Kalbinizdeki ağırlığı hafifletmek için değil, paylaşmak için. Unutmadık. Unutmayacağız. Ve asla bırakmayacağız.   Hamit YAŞAR 05.02.2026
Ekleme Tarihi: 05 Şubat 2026 -Perşembe

Altı Şubat'ın Yürek Sesi: Hâlâ Yanan Bir Memleket Hikâyesi

Altı Şubat'ın Yürek Sesi: Hâlâ Yanan Bir Memleket Hikâyesi

 

O Gece Koptu Zaman

 

Daha dün gibi... Saat 04.17. Bir milletin uykusu, bir memleketin huzuru, binlerce evin ışığı, bir anda söndü. Altı Şubat 2023, takvim yaprağında sıradan bir Pazartesi olarak başlamak üzereydi. Ama öyle olmadı. Önce bir sarsıntı, sonra bir çığlık, ardından derin, buz gibi bir sessizlik... Ve sonra, hayatımızın ortasına düşen bir çatlama: "Asrın Felaketi".

 

Üç yıl oldu. Üç uzun, ağır, zorlu yıl. Ama şu an bu satırları okurken içinizde hissediyor musunuz o titremeyi? İşte o, hâlâ geçmedi. Çünkü bu, sadece toprağın değil, yüreklerin de depremiydi. Ve en ağır enkaz, hâlâ gönüllerimizin üzerinde.

 

---

 

Tuğlalar Yükselirken, Yüreklerdeki İnşaat Bitmiyor

 

Enkazlar kaldırıldı, evet. Yeni binalar yükseliyor, sokaklar düzenleniyor. Devletimiz, o korkunç gecenin sabahından beri, teri ve emeğiyle, binlerce konut sözü verdi ve verdiği sözleri yerine getirmek için gece gündüz çalışıyor. Beton dökülüyor, çatılar kapanıyor. Maddi olarak görülen o yaralar sarılıyor, gözle görülür bir diriliş mücadelesi var. Bu, hepimizin gurur duyduğu, minnetle andığı bir gerçek.

 

Ama... Peki ya görünmeyenler?

 

O yeni tuğlanın altında, bir çocuğun oyuncağı gömülü değil mi? O düzelen sokakta, bir annenin, "Evladım burada koşardı" diye iç geçirdiği anlar yok mu? Yeni bir kapı numarasının ardında, eski bir aile fotoğrafına bakıp hıçkıran kaç yürek var? İnşa edilen her şey fiziksel. Oysa yıkılan, ruhlardı. Ve ruhların inşaatı, çok daha yavaş, çok daha sessiz, çok daha acılı ilerliyor.

 

---

 

Sessiz Kahramanlarımız

 

Bu felakette ölenler şehit oldu. Peki ya kalanlar? Onlar, her sabah yeni bir savaşa uyanan, görünmez gazilerimiz. Onların her biri, yazılmamış bir destan.

 

Bir çocuk, artık kimseye "Baba" diyemeyecek. Bir bebek, süt kokusunu özleyerek yaşıyor. Onların acısı, takvimle değil, kaybettikleriyle ölçülüyor. Her doğum günü, her bayram, her mevsim değişimi, taze bir sancı. Onlar için zaman durdu. Psikolojik destek sadece bir terim değil, hayata tutunmak için bir can simidi onlar için.

 

Bir genç kız, "Parmak uçlarımdan öptüğüm toprak, kolumu da aldı götürdü" diyor. Bir adam, protez bacağına her taktığında, o korkunç enkazın karanlığını hissediyor. Onlar sadece uzuvlarını kaybetmedi. Canlarını, ciğerlerini, sevdiklerini Hayallerini, mesleklerini, belki de en kötüsü, "normalliği" kaybettiler. Onların için, şehir merdivensiz değil, "umut" merdivensiz. Sosyal hayata katılmak, sadece bir istek değil, bir varoluş mücadelesi.

 

Köşedeki bakkal Ahmet Amca, müşterisi kalmadı diye değil, komşularına bir "merhaba" noktası olsun diye açıyor dükkanını. Terzi Ayşe Teyze, yıkılan mahallenin dikilmiş hikayelerini saklıyor dükkanında. Onlar esnaf değil artık, bir memleketin hayatta kalan nabzı. Krediler, destekler yetişebilir ama, o kaybolan "canlılığı", o cıvıl cıvıl pazar yerinin sesini getirebilir mi?

 

---

 

Unutma Demiyoruz; Yanındayız Diyoruz

 

Bu yazıyı yazarken kelimeler kifayetsiz kalıyor. Çünkü bu, bir "haber" değil. Bu, bir yakarış. Bir dost eli uzatma çabası. Şu cümleyi herkese, özellikle de deprem bölgesindeki kardeşlerimize haykırmak istiyoruz: "Sizi unutmadık. Sizin acınızı, sizin mücadelenizi, sizin sessiz çığlığınızı DUYUYORUZ."

 

Unutulmayacak. Evlat kokusu unutulur mu? Çocukluk evinin hikayesi silinir mi? Hayır. Ama unutulmamak, yalnız olmamaktır. Devletin kurumları, sivil toplum, ve hepsinden önemlisi, bu milletin her bir ferdi olarak, tek bir mesajımız var: "Yalnız değilsiniz."

 

---

 

Yeniden Doğuş, Sabırla ve Birlikte

 

Evet, acı dinmeyecek. Belki de hiç dinmeyecek. Ama bu toprağın mayasında, acıyla yoğrulup yeniden doğmak var. Hatay'da, Kahramanmaraş'ta, Adıyaman'da bir çocuk gülüyorsa, bu, umudun tükenmediğinin ispatıdır.

 

Her bir depremzedemiz, bizim için bir kahramandır. Onların direnişi, bu ülkenin asıl gücüdür. Biz, onların yanında durmaya, onları dinlemeye, onlarla birlikte "yeniden" demeye devam etmeliyiz.

 

Çünkü bu hikâye, sadece bir yıkımın hikâyesi değil. Yeniden ayağa kalkışın, sessizce direnişin ve asla pes etmeyişin destanıdır.

 

Bu satırlar, evi yıkılan, ailesinden ve arkadaşlarından çok sayıda kayıpları olan bir depremzede olan sadece benim için değil! hepinizin adına yazıldı. Sizin sesiniz olsun istedim. Kalbinizdeki ağırlığı hafifletmek için değil, paylaşmak için. Unutmadık. Unutmayacağız. Ve asla bırakmayacağız.

 

Hamit YAŞAR

05.02.2026

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gozdetv.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.