Kayıp Nesil mi, Dönüşen Nesil mi? 17–25 Yaş Gençliğinin Sosyolojik Analizi, Türkiye’de yaklaşık 5 milyonluk bir genç kitle (17–25 yaş arası), son yıllarda toplumun en çok tartışılan gruplarından biri haline gelmiş durumda. Bu gençlerin önemli bir kısmının çalışmaya mesafeli olduğu, geleneksel değerleri benimsemediği, evlilik ve aile kurma fikrine uzak durduğu yönünde yaygın bir kanaat var. Peki bu tablo gerçekten bir çöküş mü, yoksa bir dönüşüm mü?
Gençlerin çalışmak istemediği sıkça dile getiriliyor. Ancak burada kritik ayrım şu: Gençler çalışmaya mı karşı, yoksa mevcut çalışma düzenine mi?
Bugünün gençliği: Uzun saatler, hayat pahalılığına karşı düşük ücretler ve güvencesiz işlere mesafeli, Emeklerinin karşılığını alamayacaklarını ve bu ücretle bir yere varamayacağını düşünüyor, çünkü çalışmadan hayatını idame etmek ve kolay para kazanmak istiyor, Kariyer yapma yerine hayatta kalma modunu seçiyor,
Bu nedenle çalışmamaktan çok, değersiz hissettiren işe karşı bir direnç söz konusu veya kısa yoldan hedeflerine ulaşmak peşindeler, Bunlar nasıl geçiniyorlar? Sorusu önemli. Cevap çoğu zaman kayıt dışı ve belirsiz ölçeklemeyen bir sistemle geçiniyorlar, Aile desteği en büyük pay olabilir, Dijital gelirler freelance işler, sosyal medya, oyun, bahis ekonomisi olabilir, Düzensiz küçük işler olabilir, Harcamayı erteleme veya minimal yaşam olabilir,
Yani klasik maaşlı helalinden çalışan bir modelin dışında bir yaşam biçimi oluşturuyorlar olabilir.
Kafeler sadece vakit öldürme alanı değil orda kendilerini bulan bir gençlik söz konusu,
Sosyal aidiyet kurulan yerler buralar, Ev ortamından kaçış noktası, İşsizliğin görünmezleştiği alanlar buralar, Bir anlamda bu mekanlar, ekonomik sıkışmışlığın sosyal tamponu haline gelmiş durumda. Ülkede kişi başına düşen kahve veya bu tür mekan sayısı dünyanın hiçbir yerine de olmadığı düşünülüyor,
Bu gençler, Evlenmeye karşılar, Ev almaya düzenli yaşamaya karşılar, Tek eşliliğe düzgün yaşamaya karşılar, çocuk yapmaya karşılar, neslini sürdürme diye bir düşünceleri yok, Ancak burada da ekonomik ve psikolojik faktörler belirleyici olmuş gibi görünüyor, Ev fiyatları erişilemez nasıl olsa ben bir eve sahip olamam, kendimi ancak idare ediyorum evlilik sorunlarını taşıma gibi bir güce ve iradeye sahip değiller, Gelecek güvencesi göremiyorlar çünkü inanç ve şükür eksikliği had safhada, Boşanma oranların bu kadar yüksek olması,
Aile olma modelini artık güvenli liman olarak göremiyorlar, ve evliliği geleceği inşa etmek değil riskli bir yatırım olarak görüyorlar.
Anne-babaya saygı yok anne ve babanın otoritesini sarsıyorlar, aslında bu kuşaklar arası bir kırılmayı işaret ediyor. Yeni nesil anneye babaya itaat yerine sorgulama eğiliminde, Aile ve devlet hiyerarşine karşı durup kendilerine göre duydukları eşitlik peşindeler, Saygıyı statüye veya geleneklere değil, bireysel davranışa bağlıyorlar, Bu durumda toplum tarafından tabi ki saygısızlık olarak değerlendiriliyor.
Gençlerin inançlara mesafeli olması çok düşündürücü, ancak bu tamamen inançsızlık mı, Kurumsal din yerine bireysel arayış mı, Ritüellerden ziyade kişisel etik helal-haram yerine hangisi doğru hangisi yanlış kavramımı, Yani değerler şekil mi değiştiriyor tamamen ön görülemeyen bir süreç görünüyor, Doğru giyinmiyorlar, doğru beslenmiyorlar bu da yeni bir norm mu oluşturuluyor? değerler yerine artık yeni kimlik oluşması mıdır bilinmiyor,
Sağlıksız beslenme ekonomik bir sonuç mu yoksa yeni bir trend mi, Hızlı yaşam hızlı tüketim
Bu noktada sorun tercihten çok erişim ve imkan meselesi de olabilir. Sonuç olarak bu yeni gençlik: Daha bireysel, Daha sorgulayıcı, Daha öz güvensiz, Daha sisteme muhalif, Ama aynı zamanda: Daha adaptif, Daha dijital, Daha özgürlük odaklı, vatan bayrak hassasiyeti düşük, Misakı Mili değerlere takılmayan nereden geldiği tahmin edilemeyen dünyalı bir gençlikle karşı karşıyayız,
Ama bu kitleyi sadece eleştirirsek ve anlamaz tedbirler almazsak veya tedbirler alınmazsa, gerçekten ciddi kopuş yaşanabilir. Ama süreç doğru okunursa, bu bir çöküş değil, yeni bir toplum modelinin habercisi olabilir, ya bu gençlere sahip çıkıp kendimize yakın tutacağız ya da biz yeni toplum modeline alışmaya çalışacağız, Rabim ülkemize musallat olmuş gençliği zehirleyen ve dejenere eden uluslar arası istihbarat kuruluşlardan muhafaza etsin diyelim ama sosyal medyanın 12 yaşlara kadar düştüğü ve devlet tarafından hiçbir önlem alınmasına ne diyeceğiz buda ayrı bir başlık olmalıdır,
Selametle…