dini chat
Emre ÇİRİŞ
Köşe Yazarı
Emre ÇİRİŞ
 

Dün Dündür, Gün Bugün

Herkese merhaba, köşemize geri dönme zamanı geldiğini düşünüyorum. En son malum hala devam eden Filistin sorunu ve Kudüs hakkında yazı kaleme almıştım. Uzun ve soluklu bir Ankara ve İstanbul arasında yoğun geçen çalışmalarımın ardından memleketim olan ata toprağı Adıyaman’a taşınma kararı aldım.   Biraz sabırla ve merakla okumanızı istirham ederim. İlk başta kendimden bahsetmek, kimdir bu ‘Emre Çiriş’ sorusunu cevaplandırmak, biraz da geçmişin ve bugünün izlerinden kısaca aktararak artık köşe yazısında ve blog sayfamda faal durumda olmayı düşünüyorum.   Hepimizin yüreğini yakan 6 Şubat 2023 depreminde Dedemi ve Babaannemi kaybettim. Allah’tan ölmüşlerimize rahmet, bölge depreminde yaralı olarak çıkanlara şifa dilerim. Allah devletimizi ve milletimizi bir daha böyle bir felaketten muhafaza eylesin. Biz kalanlara da bu olaylardan ders çıkarmayı nasip etsin diyerek başlamak istiyorum.   Burada Gözde TV kanalımızda çalışma ve kendimi geliştirme faaliyetleri yürütüyorum. Hayat bir yolculuk heybeye ne koyarsak artık.   Dün gitti, yarın gelmedi, bugüne bakalım.   Bir pazar akşamı yeni taşındığım evden kaleme alıyorum bu yazıyı. Hayat bazen yeni sayfalar açmak için fırsat tanır insana o fırsatı değerlendirip, değerlendirmemek insanın elindedir. Tabii o sayfanın ne göstereceği ya perde arkasında ya da perde önünde olur. İşte burada insanın tabiatına düşen merak ve araştırma olayıdır. Bazen sıfır kilometre başlatır hayat kilometreyi ilerletmek senin elindedir.   Yunus Emre’nin dediği gibi ‘Bir ben vardır bende benden içeri’. İnsan dediğimiz varlık et kemik bir de manevisi var. Genelde hayatımda duruma göre dinleyiciyimdir. Sözün fazlası da bedene israf. Dil dediğimiz et her kapıya müsaitlik yaratabiliyor.   Ben deniz Emre, Adıyaman doğumlu, Mardin Kızıltepe bebeklik, İstanbul ilkokul, Ankara lise, Hatay, Gaziantep üniversite serüveninden sonra baba görevinden dolayı Ankara’da ikametgâh etmekteydim ve artık istişare sonucunda Adıyaman’da Gazetecilik faaliyetlerini yürütme kararı aldım.   Başlıkta da belirttiğim üzere ‘Dün Dündür, Gün Bugün’ dememin manası içimizdeki geçmiş hastalığı. O bunu demişti, şu şunu yapmıştı öyle içimize işlemiş ki millet olarak bu konuda hastalık durumuna gelmişiz.   Evet Emre, bir anda neden bu konuya giriş yaptın dediniz diye tahmin ediyorum…   Bu konuda fikrimi beyan etme sebebim, millet olarak her türlü konuda düne çok takılıyoruz. ‘Adıyaman ve bölge şivesiyle ‘Düneyin’ deniyor. :)   Geçmişin izleri öyle bir hal almış ki hayatımızın her alanında. Tabii ki geçmişin izleri önemli burada vurgulamak istediğim konu farklı.   Aile, akraba bağları bu yüzden kopma artma durumunda. Arkadaşlıklar, dostluklar bu konuda yıpranma durumunda. Sen 10 yıl önce bunu demiştin, çocukken bana bunu yapmıştın, sen sosyal medyada bunu paylaştın vb.. Bunlar bizzat şahit olduğum şeyler.   Özellikle bir milleti zayıflatmanın temel bağlarından biri de aile, akraba ilişkilerini yıkmaktan geçiyor. Aile olmazsa, millet olmaz, millet olmazsa devlet olmaz.   Özellikle gözlemlerim ile maalesef pandemi den sonra artış gösterdi.   Evet sorunlar olacak mı olacak, lakin bu sorunları birisinden birisi sevgi ve muhabbetle çözmeye çalışıp karşı tarafta aynı şekilde yaklaşırsa dün kimin umurunda olacak.   Buradan yola çıkıp konuyu politikaya bağlamak istiyorum.   Kavgalarımız hala geçmişin izlerinden. Osmanlı’dan, Cumhuriyet’ten, Mao’dan, Hitler’den, Fatih’ten Atatürk’ten, Trabzon’dan Fener’den, AK Parti’den CHP’den vb.   Önümüze bakmamız lazım.   Millet olarak çok dünde yaşıyoruz. Evet analım, edelim fakat bu bizi bölmesin, bölüştürmesin. Bölmek isteyenlere de fırsat vermeyelim!   Hepimizin bir kimliği var fakat biz ulus olarak adımız Türk milletiyiz. Bizim kökenimizin ve devletimizin güzelliği farklılığımızdan ve diğer milletlere örnek olarak yaşamamız.   Ama bu örneklik giderek azalıyor. İçimize kutuplaşma çalışmaları yapılıyor. Bir tabaktan yemek yeme değil, paydan ne kadar alırım derdi çoğalmış durumda.   Özellikle bizim en hassas noktamız siyasi kutuplaşma, tebaa kesimi bu yüzden iyice bölünmüş durumda.   Bu yüzden bugüne bakalım azizim, yarına umutla bakmak için…   Teşekkürler
Ekleme Tarihi: 03 Ağustos 2026 -Pazartesi

Dün Dündür, Gün Bugün

Herkese merhaba, köşemize geri dönme zamanı geldiğini düşünüyorum. En son malum hala devam eden Filistin sorunu ve Kudüs hakkında yazı kaleme almıştım. Uzun ve soluklu bir Ankara ve İstanbul arasında yoğun geçen çalışmalarımın ardından memleketim olan ata toprağı Adıyaman’a taşınma kararı aldım.

 

Biraz sabırla ve merakla okumanızı istirham ederim. İlk başta kendimden bahsetmek, kimdir bu ‘Emre Çiriş’ sorusunu cevaplandırmak, biraz da geçmişin ve bugünün izlerinden kısaca aktararak artık köşe yazısında ve blog sayfamda faal durumda olmayı düşünüyorum.

 

Hepimizin yüreğini yakan 6 Şubat 2023 depreminde Dedemi ve Babaannemi kaybettim. Allah’tan ölmüşlerimize rahmet, bölge depreminde yaralı olarak çıkanlara şifa dilerim. Allah devletimizi ve milletimizi bir daha böyle bir felaketten muhafaza eylesin. Biz kalanlara da bu olaylardan ders çıkarmayı nasip etsin diyerek başlamak istiyorum.

 

Burada Gözde TV kanalımızda çalışma ve kendimi geliştirme faaliyetleri yürütüyorum. Hayat bir yolculuk heybeye ne koyarsak artık.

 

Dün gitti, yarın gelmedi, bugüne bakalım.

 

Bir pazar akşamı yeni taşındığım evden kaleme alıyorum bu yazıyı. Hayat bazen yeni sayfalar açmak için fırsat tanır insana o fırsatı değerlendirip, değerlendirmemek insanın elindedir. Tabii o sayfanın ne göstereceği ya perde arkasında ya da perde önünde olur. İşte burada insanın tabiatına düşen merak ve araştırma olayıdır. Bazen sıfır kilometre başlatır hayat kilometreyi ilerletmek senin elindedir.

 

Yunus Emre’nin dediği gibi ‘Bir ben vardır bende benden içeri’. İnsan dediğimiz varlık et kemik bir de manevisi var. Genelde hayatımda duruma göre dinleyiciyimdir. Sözün fazlası da bedene israf. Dil dediğimiz et her kapıya müsaitlik yaratabiliyor.

 

Ben deniz Emre, Adıyaman doğumlu, Mardin Kızıltepe bebeklik, İstanbul ilkokul, Ankara lise, Hatay, Gaziantep üniversite serüveninden sonra baba görevinden dolayı Ankara’da ikametgâh etmekteydim ve artık istişare sonucunda Adıyaman’da Gazetecilik faaliyetlerini yürütme kararı aldım.

 

Başlıkta da belirttiğim üzere ‘Dün Dündür, Gün Bugün’ dememin manası içimizdeki geçmiş hastalığı. O bunu demişti, şu şunu yapmıştı öyle içimize işlemiş ki millet olarak bu konuda hastalık durumuna gelmişiz.

 

Evet Emre, bir anda neden bu konuya giriş yaptın dediniz diye tahmin ediyorum…

 

Bu konuda fikrimi beyan etme sebebim, millet olarak her türlü konuda düne çok takılıyoruz. ‘Adıyaman ve bölge şivesiyle ‘Düneyin’ deniyor. :)

 

Geçmişin izleri öyle bir hal almış ki hayatımızın her alanında. Tabii ki geçmişin izleri önemli burada vurgulamak istediğim konu farklı.

 

Aile, akraba bağları bu yüzden kopma artma durumunda. Arkadaşlıklar, dostluklar bu konuda yıpranma durumunda. Sen 10 yıl önce bunu demiştin, çocukken bana bunu yapmıştın, sen sosyal medyada bunu paylaştın vb.. Bunlar bizzat şahit olduğum şeyler.

 

Özellikle bir milleti zayıflatmanın temel bağlarından biri de aile, akraba ilişkilerini yıkmaktan geçiyor. Aile olmazsa, millet olmaz, millet olmazsa devlet olmaz.

 

Özellikle gözlemlerim ile maalesef pandemi den sonra artış gösterdi.

 

Evet sorunlar olacak mı olacak, lakin bu sorunları birisinden birisi sevgi ve muhabbetle çözmeye çalışıp karşı tarafta aynı şekilde yaklaşırsa dün kimin umurunda olacak.

 

Buradan yola çıkıp konuyu politikaya bağlamak istiyorum.

 

Kavgalarımız hala geçmişin izlerinden. Osmanlı’dan, Cumhuriyet’ten, Mao’dan, Hitler’den, Fatih’ten Atatürk’ten, Trabzon’dan Fener’den, AK Parti’den CHP’den vb.

 

Önümüze bakmamız lazım.

 

Millet olarak çok dünde yaşıyoruz. Evet analım, edelim fakat bu bizi bölmesin, bölüştürmesin. Bölmek isteyenlere de fırsat vermeyelim!

 

Hepimizin bir kimliği var fakat biz ulus olarak adımız Türk milletiyiz. Bizim kökenimizin ve devletimizin güzelliği farklılığımızdan ve diğer milletlere örnek olarak yaşamamız.

 

Ama bu örneklik giderek azalıyor. İçimize kutuplaşma çalışmaları yapılıyor. Bir tabaktan yemek yeme değil, paydan ne kadar alırım derdi çoğalmış durumda.

 

Özellikle bizim en hassas noktamız siyasi kutuplaşma, tebaa kesimi bu yüzden iyice bölünmüş durumda.

 

Bu yüzden bugüne bakalım azizim, yarına umutla bakmak için…

 

Teşekkürler

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gozdetv.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.