Adıyaman’ın kadim topraklarında, tarihin ve inancın iç içe geçtiği pek çok durak vardır. Ancak Samsat ilçesinde, Baraj Gölü’nün kıyısında yükselen o manevi kale, şehre bambaşka bir ruh katar. Bugün köşemizde, Anadolu’nun fethine şahitlik etmiş, iffetiyle Kur’an-ı Kerim’in ayetlerine konu olmuş bir ismi, Safvan bin Muattal’ı (r.a.) ağırlıyoruz.
Samsat’ın Sessiz Muhafızı: İbn Muattal
Adıyaman denince akla önce Nemrut’un devasa heykelleri gelir belki ama bu şehrin asıl derinliği, bağrında sakladığı manevi şahsiyetlerde gizlidir. Türkiye sınırları içerisinde kabrinin yeri kesin olarak bilinen iki sahabeden biri olan Safvan bin Muattal, sadece bir tarih figürü değil, bu toprakların İslamlaşma sürecindeki ilk mühürlerinden biridir.
İffetin ve Sadakatin Timsali
Onu İslam tarihinde "İfk Hadisesi" olarak bilinen o ağır imtihanla tanırız. Hz. Ayşe validemize atılan iftira karşısında sergilediği o vakur ve iffetli duruş, bizzat vahiyle (Nur Suresi) tescillenmiştir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) "Onun hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyorum" dediği bu büyük sahabi, hayatı boyunca bu temiz sıfatı bir nişan gibi taşımıştır.
Medine’den Samsat’a Uzanan Bir Yolculuk
Bir insanı Medine’nin huzurundan alıp, o dönem Bizans sınırı olan Samsat’a getiren motivasyon neydi? Elbette "İlay-ı Kelimetullah" aşkı. Safvan bin Muattal, Hz. Ömer ve Hz. Osman dönemindeki seferlere katılmış, bölgenin İslam ile müşerref olması için kılıç sallamış ve sonunda 680 yılında bu topraklarda şehit düşmüştür.
Not: Safvan bin Muattal’ın kabri, Adıyaman ve çevre iller için sadece bir ziyaretgah değil, aynı zamanda bir birlik ve beraberlik sembolüdür.
Bugünün Samsat’ı ve Manevi Miras
Yıllarca mütevazı bir türbe olarak kalan bölge, son yıllarda yapılan modern külliye ve çevre düzenlemesiyle hak ettiği değere kavuştu. Fırat’ın serin sularına bakan o tepede, rüzgar sanki hâlâ sahabe ordularının nal seslerini fısıldar gibidir.
Safvan bin Muattal’ı ziyaret etmek, sadece bir kabrin başında dua etmek değildir; sadakati, dürüstlüğü ve uzak coğrafyaları vatan kılan o büyük vizyonu tefekkür etmektir. Eğer yolunuz Adıyaman’a düşerse, Nemrut’un ihtişamından önce bu "sessiz muhafızın" huzuruna varın derim. Çünkü bu toprakların tapusu, binalarda değil, bu mübarek zatların bıraktığı izlerdedir.
Son olarak şunu belirteyim: Adıyaman Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından 07-09 Mayıs 2026 tarihleri arasında "Uluslararası Sahâbe ve Safvân b. Muattal Sempozyumu" düzenlenecektir. Sempozyumu takip etmenizi özellikle tavsiye ederim.